Metakognitif Terapi (MCT) Nedir?
Metakognitif Terapi, anksiyete ve depresyonun içerikten çok süreçlerle sürdürüldüğü varsayımına dayanan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda temel sorun, kişinin ne düşündüğü değil; düşünceleriyle kurduğu ilişki, onlara verdiği anlam ve bu düşüncelerle baş etme biçimidir.
Günlük yaşamda pek çok insan kaygı verici ya da olumsuz düşünceler yaşar. Ancak herkes bu düşünceler nedeniyle anksiyete bozukluğu ya da depresyon geliştirmez. Metakognitif Terapi tam da bu noktaya odaklanır: Aynı düşünceler neden bazı kişilerde geçip giderken, bazılarında saatlerce süren endişe, ruminasyon ve duygusal sıkıntıya yol açar?
Bu sorunun yanıtı, düşüncelerin kendilerinde değil, düşünme süreçlerinde ve bu süreçleri yöneten metakognitif inançlarda aranır.
Metakognitif Model: Sorun Nasıl Devam Eder?
Metakognitif Terapi’nin merkezinde Bilişsel Dikkat Sendromu (CAS) adı verilen bir örüntü yer alır. CAS; kişinin tehdit algısına aşırı odaklanması, sürekli endişelenmesi veya geçmiş olayları tekrar tekrar zihninde döndürmesi (ruminasyon), dikkatini içsel tehlike sinyallerine kilitlemesi ve işlevsel olmayan baş etme davranışlarını içeren bir süreçtir.
Bu sendromu sürdüren temel unsurlar şunlardır:
Sürekli endişe ve ruminasyon
Tehdit odaklı dikkat
Düşünceleri kontrol etmeye veya bastırmaya yönelik çabalar
Kaçınma ve güvenlik davranışları
Metakognitif yaklaşıma göre bu süreçler, kişinin kendini koruduğu hissini verse de uzun vadede kaygıyı ve depresif duygulanımı azaltmaz, aksine güçlendirir.
Metakognitif İnançlar Nedir?
Metakognitif Terapi’de anahtar kavramlardan biri metakognitif inançlardır. Bunlar, kişinin düşüncelerine dair geliştirdiği inançlardır; yani “düşünceler hakkında düşünceler”.
Bu inançlar genellikle iki grupta ele alınır:
Olumlu metakognitif inançlar:
Kişi, endişelenmenin veya sürekli düşünmenin faydalı olduğuna inanır.
Örneğin:
“Eğer endişelenirsem hazırlıklı olurum.”
“Geçmişi tekrar tekrar düşünmezsem aynı hatayı yaparım.”
Olumsuz metakognitif inançlar:
Kişi, düşüncelerinin kontrol edilemez veya tehlikeli olduğuna inanır.
Örneğin:
“Bu düşünceler beni mahvedecek.”
“Kontrolümü kaybedebilirim.”
Bu iki inanç grubu birlikte çalışarak kişiyi bir kısır döngüye sokar: Endişe “gerekli” görülür, ama aynı zamanda “kontrol edilemez” ve “zararlı” olarak algılanır. Bu çelişki, düşüncelerle verilen mücadeleyi artırır.
Metakognitif Terapi Ne Yapmayı Hedefler?
Metakognitif Terapi’nin amacı, düşünceleri değiştirmek veya olumlu düşünmeye zorlamak değildir. Amaç; düşüncelerle kurulan ilişkiyi dönüştürmek, CAS döngüsünü kırmak ve kişinin zihinsel süreçler üzerindeki esnekliğini artırmaktır.
Bu doğrultuda terapi sürecinde:
Endişe ve ruminasyonun zorunlu olmadığı deneyimsel olarak gösterilir
Düşüncelerin otomatik olarak tehlike anlamına gelmediği çalışılır
Kişinin dikkatini bilinçli biçimde yönlendirme kapasitesi geliştirilir
“Düşüncelerimi kontrol etmeliyim” varsayımı sorgulanır
Burada hedef, düşüncelerin içeriğini analiz etmek değil; düşünmeye harcanan zaman ve enerjiyi azaltmaktır.
Düşünce İçeriği Yerine Süreç Odaklılık
Metakognitif Terapi, klasik bilişsel yaklaşımlardan farklı olarak düşüncenin doğru mu yanlış mı olduğuna odaklanmaz. Bir düşünce gerçekçi bile olsa, saatlerce onun üzerinde durmak kişinin ruhsal yükünü artırabilir.
Bu nedenle terapi, “Bu düşünce doğru mu?” sorusundan çok şu sorular etrafında ilerler:
Bu düşünce üzerinde ne kadar zaman geçiriyorum?
Bu düşünceyle uğraşmak bana gerçekten yardımcı oluyor mu?
Düşünce geldiğinde ona verdiğim tepki ne?
Bu yaklaşım, özellikle sürekli zihinsel meşguliyet yaşayan kişiler için belirgin bir rahatlama sağlar.
Metakognitif Terapi Hangi Sorunlarda Kullanılır?
Metakognitif Terapi; yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal anksiyete, panik bozukluk, obsesif kompulsif belirtiler ve depresyon gibi birçok ruhsal sorunda uygulanabilen bir yaklaşımdır.
Bu sorunların ortak noktası, kişinin zihinsel süreçlerine aşırı odaklanması ve bu süreçleri kontrol etmeye çalışırken daha fazla sıkışmasıdır. Metakognitif Terapi, bu sıkışmayı çözmeyi hedefler.
Terapi Süreci Nasıl İlerler?
Metakognitif Terapi yapılandırılmış ve hedef odaklıdır. Terapi sürecinde danışan, kendi zihinsel süreçlerini daha yakından tanımayı ve onlarla farklı bir ilişki kurmayı öğrenir.
Bu süreçte amaç; düşünceleri bastırmak değil, onlara alan açıp müdahale etmeden geçip gitmelerine izin verebilmektir. Zamanla kişi, düşüncelerinin davranışlarını ve duygularını otomatik olarak yönetmediğini fark eder.
Sonuç Olarak
Metakognitif Terapi, anksiyete ve depresyonu “ne düşündüğümüz” üzerinden değil, “nasıl düşündüğümüz” üzerinden ele alan bir yaklaşımdır. Düşüncelerin içeriğiyle mücadele etmek yerine, düşünme alışkanlıklarını dönüştürmeyi hedefler.
Bu yaklaşım, zihni susturmaya çalışmak yerine onunla daha esnek ve mesafeli bir ilişki kurmayı öğretir. Böylece kişi, zihinsel süreçlerin esiri olmak yerine onları yönetebilir hale gelir.